Her dönemde insanlar, peygamberler ve elçiler aracılığıya doğru yola davet edilmişlerdir. İnsanlardan bazıları bu çağrıya uyup kendilerini Allah'a ve peygambere teslim etmiş, dünyada ve ahirette şerefli bir hayatı kazanmışlardır. Bazıları da, inkarda direnmişler ve dünyada zorlu ve sıkıntılı bir hayatı, ahirette ise sonsuz azabı hak etmişlerdir. Allah'ın gönderdiği mübarek peygamberlerden biri olan Hz. İsa da tıpkı diğer peygamberler gibi, gönderildiği topluma bir ve tek olan Allah'a ibadet etmelerini, ahiret gününde hesap vereceklerini düşünerek yaşam sürmelerini, Allah'ın razı olacağı ahlakı yaşamalarını öğütlemiş, onları inkardan, şirkten ve her türlü kötülükten sakındırmıştır. Hz. İsa'nın çağrısına uymayan inkarcılar ise, Hz. İsa'ya ve ona itaat eden müminlere baskı uygulamaya çalışmış, Hz. İsa'nın tebliğine engel olmak istemişlerdir. Bunun için tarih boyunca pek çok peygambere ve samimi mümine olduğu gibi, Hz. İsa'ya da çeşitli tuzaklar kurmuşlardır. Bu tuzaklardan biri de Hz. İsa'yı öldürmeye kalkışmalarıdır.

Ancak Hz. İsa, doğumuyla ve hayatı boyunca gösterdiği mucizeleri ile çok kutlu bir peygamberdir. Allah, Hz. İsa için özel bir kader belirlemiş ve bu kader doğrultusunda, inkar edenlerin tuzaklarını bozmuştur. İnkar edenler, Kuran'da açıkça bildirildiği üzere, Hz. İsa'yı öldürememişler, ancak onlara bu durumun bir benzeri gösterilmiştir. Allah Hz. İsa'yı, bilinen biyolojik anlamda canını almadan Kendi Katına yükseltmiştir. Hz. İsa, Kuran'ın pek çok ayetinde bildirildiği ve sevgili Peygamberimiz (sav)'in açıkça müjdelediği üzere, ikinci kez yeryüzüne gelecektir. Şüphesiz bu çok büyük bir mucizedir.

Hz. İsa'nın öldürüldüğünü veya öldüğünü öne sürenler ise çok büyük bir yanılgı içindedirler. Bu kitabın amaçlarından biri, söz konusu yanılgıya kapılmış olan kimselere hatalı bir bakış açısına sahip olduklarını göstermektir. Kitabın ilerleyen sayfalarında, Hz. İsa'nın ölmediği ve öldürülmediği Kuran'dan ayetler, Hz. Muhammed (sav)'in hadisleri ve İslam alimlerinin yorumları ile açıklanacaktır.

Bu bölüm bir yandan Hz. İsa'nın öldüğü yanılgısına kapılanlara bu gerçeği gösterirken, diğer yandan çok önemli bir müjdenin hatırlatılmasına aracı olacaktır. Bu müjde, Rabbimiz'in vaat ettiği gibi, Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelecek olması ve bu gelişin işaretlerinin iyice belirginleşmesidir. Allah'ın izni ile bu mübarek insanın geliş vakti çok yakınlaşmıştır ve onun gelişiyle dünya çok büyük olaylara tanık olacaktır.

Samimi olarak iman edenlerin yapması gereken ise, bu kutlu dönem için en güzel şekilde hazırlanmaktır.

HAZRETİ İSA GELECEK

Birçok kimsenin sandığının aksine Hz. İsa çarmıha gerilip öldürülmemiş, başka bir sebeple de ölmemiştir. Kuran'da onu asamadıkları ve öldüremedikleri kesin bir şekilde belirtilir ve Allah'ın onu Kendi katına yükselttiği haber verilir. Hiçbir ayette Hz. İsa'nın öldüğünden ya da öldürüldüğünden söz edilmez. Bunların yanı sıra, Kuran'da Hz. İsa hakkında öyle bilgiler verilir ki, bunlar tarihte henüz gerçekleşmemiştir ve bu olayların gerçekleşmesi ancak Hz. İsa'nın yeryüzüne geri dönmesi ile mümkün olacaktır. Kuran'ın haber verdiği olayların gerçekleşeceğinden ise hiçbir kuşku yoktur.

HAZRETİ İSA ÖLMEDİ

Hz. İsa, -bütün peygamberler gibi- insanlara bir ve tek olan Allah'a ibadet etmelerini, inkardan, şirkten ve her türlü kötülükten uzak durmalarını öğütlemiştir. Hz. İsa'nın çağrısına uymayanlar ona engel olmak istemişler, bu amaçla o ve çevresindeki müminler üzerinde baskı kurmuşlardır. Ancak bu çabalarında başarılı olamamışlar ve Hz. İsa'yı öldürmeye karar vermişlerdir. Ancak -Kuran'da açıkça bildirildiği üzere- inkarcılar Hz. İsa'yı öldürememişler, ancak onlara bu durumun bir benzeri gösterilmiştir. Allah Hz. İsa'yı, bilinen biyolojik anlamda canını almadan Kendi Katına yükseltmiştir. Hz. İsa, Kuran'ın pek çok ayetinde bildirildiği ve sevgili Peygamberimiz (sav)'in açıkça müjdelediği üzere, ikinci kez yeryüzüne gelecektir.

HAZRETİ İSA ALLAH'IN OĞLU DEĞİLDİR ALLAH'IN PEYGAMBERİDİR

Hazreti İsa'nın getirdiği din, "Allah'a bir ve tek olarak iman eden, hak din"dir. Ancak bu mübarek insanın tebliği, onun Allah Katına alınışının ardından, özünden uzaklaştırılmış, gerçek İseviliğin yerine "üçleme ve kefaret gibi" batıl felsefeleri temel alan yeni bir inanç oluşturulmuştur. Ve bu inanç insanlara "hiç düşünmeden, sorgulamadan, araştırmadan" kabul edilmesi gereken "mutlak bir kanun" olarak sunulmuştur. Ancak insanlar, konsillerde "oy çoğunluğuyla" kabul edilen bu yanlış inanışları artık sorgulamaya başlamışlardır. Geçmişte üçleme inancı hakkında şüphelerini dile getirenler, Engizisyon mahkemelerine çıkarılır, ölüm cezalarına çarptırılırken, artık bu tartışmalar suç olmaktan çıkmıştır. Asırlar boyunca üzerinde konuşulmayan, tartışılmayan üçleme inancının Hıristiyan kutsal metinlerinde yer almadığı, bu inancın Hz. İsa'dan 3 asır sonra Hıristiyanlığa girdiği her ortamda dile getirilmeye başlanmıştır. Bu kitapta, hem Hıristiyan kaynakları hem de Kuran ayetleri ışığında gerçek Hıristiyanlığın tevhid inancını temel alan, muvahhid (Allah'ın birliğine iman eden) bir din olduğu ortaya koyulmaktadır. Amacımız, Allah'ın birçok Kuran ayetinde bildirdiği "iyiliği emredip, kötülükten menetme" emrinin gereğini yerine getirmek ve sağduyulu İsevilerin gerçekleri görmelerine yardımcı olmaktır. Temennimiz ise tüm İsevilerin bu yanılgının farkına varmaları ve tevhid inancına uymayan tüm yanlış inanışlardan tamamen vazgeçmeleridir.

HAZRETİ İSA (AS)'NIN GELİŞ ALAMETLERİ

Hazreti İsa'nın kıyametten önceki dönemde yeniden dünyaya geleceği, Kuran'da ve hadislerde bildirilmektedir. Hem Hıristiyan hem de Müslüman dünyası tarafından inanılan ve beklenen bu büyük mucize ile, dünyadaki tüm zulüm ve haksızlıklar son bulacak, yeryüzü barış, bereket ve adalet ile dolacaktır.

Bu kitapta, Hz. İsa'nın yeryüzüne yeniden gelişi konusunda İslami kaynaklarda yer alan alametler ve bunların günümüzde nasıl birer birer gerçekleştikleri incelenmiştir. Kitap boyunca konu edilen bu alametlere tanıklık edenler, Allah'ın izniyle, Hz. İsa'nın gelişinin yakınlaştığını umut edebilirler.

Ancak bundan önce, dünyanın böylesine büyük bir olaya sosyolojik düzeyde de hazırlanmakta olduğuna işaret etmek gerekir. Son iki yüzyılda insanlığın üst üste yaşadığı olaylar zinciri, tüm dünyada, insanların bilinçaltında, ya da kimi zaman daha da görünür bir biçimde, bir "kurtarıcı" beklentisini yükseltmiştir. Materyalist felsefeye dayalı ideolojilerin ve hayat biçimlerinin insanlığı kurtaramadığı, aksine felaketlere ve anlamsızlığa sürüklediği görülmüştür ve din ahlakına yöneliş hızla artmaktadır. Bunun, Hz. İsa'nın dönüş alametlerinin bir bir gerçekleştiği bir devre rastgelmesi ise, kuşkusuz çok anlamlıdır.

MESİH MÜJDESİ

Hz. İsa'nın dönüşü ile ilgili alametlerin neler olduğu, hadis-i şeriflerde detaylı olarak bildirilmiştir. Ayrıca İncil'de yer alan Hz. İsa'nın gelişinin alametleri de hadislerde bildirilen haberlere benzerlik göstermektedir.

Kitap boyunca görüleceği gibi birçok alametin, ard arda ve hep aynı dönem içerisinde gerçekleşiyor olması, hiç şüphesiz Hz. İsa'nın gelişinin iyice yakınlaşmış olduğunun önemli bir göstergesidir.

Unutmamak gerekir ki, bu kitapta incelediğimiz her bir alamet, bize, çok kutlu bir dönemde yaşadığımızın hatırlatıcısıdır. Asırlardır beklenen bu tarihi müjde -Allah'ın izniyle- gerçekleşmek üzeredir. Ve bu durum, samimi olarak iman eden tüm insanlar için büyük bir şevk ve heyecan kaynağıdır. Rabbimiz'in dilemesiyle, Hz. İsa'nın gelişi, gerçek din ahlakının tüm dünyaya yayılmasına, samimi olarak iman edenlerin güvenliğe kavuşmasına vesile olacaktır. Tüm iman edenler gibi bizim de temennimiz, Rabbimiz'in bizi Hz. İsa'yla karşılaşma şerefine eriştirmesi ve onun gelişinden önceki bu dönemde, mübarek misafirimizi karşılamak için en güzel hazırlığı yapmamızı bize nasip etmesidir.

Hazreti İsa, Allah'ın üstün ilimlerle desteklediği değerli bir kuludur. Daha beşikteyken konuşmuş, dünyada kaldığı süre içerisinde çevresindeki insanlara büyük mucizeler göstermiştir. Diğer tüm peygamberlerden farklı olarak ölmeden Allah Katına alınmıştır ve Kuran'da tekrar dünyaya gönderileceği  haber verilmektedir. Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelişi tüm insanlık için çok büyük bir nimet, Allah'tan bir lütuftur.

Hz. İsa geldiğinde masum, tertemiz ve nurlu yüzüyle, hikmetli, akıllı ve isabetli konuşmalarıyla hemen dikkati çekecek, dünya üzerindeki tüm insanlar hayatlarında ilk kez en yüksek insani vasıflara sahip mübarek bir peygamber göreceklerdir. Onun geçmiş hayatı gibi yeryüzüne ikinci kez gelişinden sonraki hayatı da Allah'ın izniyle mucizelerle dolu olacaktır. Hz. İsa'yı ikinci kez gelişinde tanımamızı sağlayan en önemli özelliklerden biri onun dünyada bir ailesinin, akrabasının, eskiden tanıdığı tek bir kişinin olmaması olacaktır. Onun fiziksel özelliklerini, simasını ya da ses tonunu bilen tek bir kişi çıkmayacaktır.

Bu kitabı okurken bir yandan Hz. İsa'nın Kuran ayetlerinde ve hadislerde aktarılan, mucizelerle dolu yaşamı hakkında bilgi sahibi olurken, bir yandan da çok özel bir zaman diliminde yaşadığınızı fark edeceksiniz. Unutulmaması gerekir ki, Hz. İsa'nın gelişi tüm dünyayı etkileyecek olağanüstülükler taşıyan, mucizevi ve metafizik bir olaydır. İşte bu nedenle tüm iman sahiplerinin bir an önce harekete geçmeleri ve birlik içinde Hz. İsa'yı en güzel şekilde karşılamak için ellerindeki tüm imkanları seferber etmeleri gerekmektedir. Heyecanla, aşkla, şevkle yapılacak olan bu büyük hazırlık fiili bir dua olacak, bu hazırlığı yapmayanlar ise Hz. İsa yeryüzüne döndüğü zaman hiç şüphesiz çok büyük bir pişmanlık yaşayacaklardır.

Tüm alametler bize göstermektedir ki: Hz. İsa'nın gelişi çok yakındır ve hazırlık yapmak için kaybedilecek zaman yoktur.

HZ. İSA VE MEHDİ GERÇEĞİ

Hicri 13. asrın büyük müceddidi Bediüzzaman Said Nursi eserlerinde, Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelişi ve Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışı konularında tüm Müslümanlara yol gösterecek önemli açıklamalarda bulunmuştur. Bediüzzaman bu izahlarıyla, kendisine Mehdilik iddiasıyla yaklaşan kimselere "Mehdi olmadığını ve neden olamayacağını" delilleriyle birlikte açıklamıştır. "Hz. Mehdi'nin seyyid olduğunu, tüm Müslümanları biraraya getirerek İslam birliğini sağlayacağını, Hıristiyan dünyasıyla ittifak yapacağını, Kuran ahlakını tüm dünyada yerleşik kılacağını ve Hz. İsa'yla birlikte namaz kılacaklarını" ayrıntılı olarak anlatmıştır.

Bediüzzaman'ın müjdelediği İslam ahlakının bu mutlak galibiyeti, Rabbimiz'in Kuran'da 1400 sene önce bildirdiği bir gerçektir. Rabbimiz'in bu vaadi doğrultusunda İslam ahlakı bir gün mutlaka hakim olacak ve bir kişinin Müslümanların önderliğini üstlenmesi gerekecektir. Bediüzzaman böyle dünya çapında bir hakimiyetle karşılaşmamış ve tüm dünya Müslümanlarının liderliğini üstlenmemiştir. İslam dünyasının başında, tüm Müslümanları biraraya getirecek şekilde bir lider uzun süredir yoktur. Müslümanların bu ilk lideri, 1400 senedir müjdelendiği gibi Hz. Mehdi olacaktır. Yeryüzünden zulmü ve karanlığı kaldıracak, İslam ahlakının tüm insanlar tarafından yaşanmasına vesile olacaktır. Bediüzzaman da bu kitap boyunca yer verilen sözlerinde bu gerçeği dile getirmiş ve tüm Müslümanları bu büyük hidayet önderinin gelişiyle müjdelemiştir.Bediüzzaman Said Nursi, hayatını Kuran ahlakının tebliğine adamış; İslam dünyası ve Müslümanlar adına çok büyük bir iman hizmeti vermiştir. Yaşadığı yüzyılın müceddidi olarak üstlendiği görevi en güzel ve en şerefli şekilde yerine getirmiştir. Ancak İslam ahlakının dünya hakimiyetinin, kendisinden sonraki yüzyılın müceddidi olarak Hz. Mehdi'ye nasip olacağını  bildirmiştir.
Allah kaderde Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin İslam ahlakını hakim etmelerini takdir etmiştir. İnşaAllah Rabbimiz, Bediüzzaman'ın da haber verdiği bu büyük müjdenin gerçekleştiğini yakın gelecekte müminlere gösterecektir.

(HZ. İSA, HZ. MEHDİ ve DECCAL) AHİR ZAMAN ŞAHISLARI NEDEN TANINMIYOR?

İçinde bulunduğumuz asır, Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde ve İslam alimlerinin eserlerinde haber verilen ahir zaman alametlerinin gerçekleştiği müjdeli bir dönemdir. Bu alametlerin birbiri ardınca gerçekleşmesi ile tüm İslam alemi çok kutlu bir bekleyiş içine girmiştir: Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişi, Hz.Mehdi'nin ortaya çıkışı ve İslam ahlakının tüm dünya üzerinde hakim olması...

Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin bu büyük Fikri mücadelelerinde karşılarındaki en önemli negatif gücün ne olocağı da hadislerde haber verilmiştir. Bu negatif güç "Deccal"dir.

Bu kitabın amacı, Kuran ayetleri, Peygamberimiz (sav)'in hadisleri ve İslam alimlerinin açıklamaları doğrultusunda tüm Müslümanların Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişi ve Deccal hakkında en doğru bilgileri edinebilmelerini sağlayabilmektir. Hz. İsa ve Hz. Mehdi ortaya çıktığında, Müslümanların bu mübarek insanları tanıyıp takdir edebilmelerine engel olabilecek tüm sebepleri açıklığa kavuşturmak, Deccal'in bu yönde başvurabileceği tüm hileli düzenleri deşifre etmek ve böyle tarihi bir olay karşısında Müslümanların büyük bir yanılgıya kapılmalarını önleyebilmektir. Tüm bu bilgileri gözler önüne sererek, Müslümanların bu kıymetli insanların yanında yer alan, onlara en güzel desteği verebilecek kişilerden olmalarına vesile olabilmektir. Bu gerçeğin şuurunda olan ve Hz. İsa ve Hz. Mehdi gibi mübarek şahıslar çıktığında onların yanında olma şerefine erişmek isteyen tüm müslümanlar, bu kitapta yer alan bilgileri dikkatlice okumalı ve kendilerini doğruya uymaktan alıkoyabilecek her türlü yanlış bilgilendirme ve yönlendirmeye karşı dikkatli olmalıdırlar. Bu mübarek insanların tanınmalarını nelerin engelleyebileceğini bilmeli, onları doğru bir şekilde tanıyabilmek için tüm sebeplere sarılmalıdırlar.

HZ. İSA, HZ. MEHDİ VE DECCAL KONUSUNDAKİ ŞAHSI MANEVİ YANILGISI

Peygamberimiz (sav)'in ahir zamanda gerçekleşeceğini bildirdiği iki büyük ve önemli olay vardır. Bunlardan biri Hz. İsa'nin ahir zamanda yeryüzüne ikinci kez gelişi, ikincisi ise yine ahir zamanda tüm Müslümanlara bir rahmet ve bir hidayet önderi olarak geleceği bildirilen Hz. Mehdi'nin ortaya çıkısıdır.

Bu iki önemli habere 13. asrın büyük müceddidi Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde geniş yer vermiştir. Ancak Bediüzzaman'in bu açıklamalarında kullandığı "şahsi manevi" sözleri kimi zaman yanlış şekillerde yorumlanmaktadır. Bediüzzaman'in bu kavramla Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gerçek birer şahıs değil, birer "şahsi manevi" olduklarını ifade ettiği öne sürülmektedir. Oysa bu düşünce, Bediüzzaman'ın açıklamalarıyla hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. Bediüzzaman, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişine yönelik izahlarında çok kesin, açık ve net bir üslup kullanmış ve onların birer şahsi manevi olarak değil, şahis olarak geleceklerini delilleri ve detaylarıyla birlikte açıklamıştır.

Bu kitabın amacı Bediüzzaman'ın kullandığı "şahsı manevi" kavramı konusundaki yanlış yorumlamalara açıklık kazandırabilmek ve bu yanılgıya düşen kimselere doğruyu görebilmeleri için bir yol açabilmektir.

HZ. İSA, HZ. MEHDİ VE DECCAL NEDEN TANINAMAZ?
(Şahs-ı Manevi Yanılgısının Etkisi)


Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelişi ve Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışı yüzyıllardır İslam alemi tarafından beklenen çok müjdeli olaylardır. Bediüzzaman Said Nursi, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin çıkışı hakkında eserlerinde çok detaylı bilgiler vermiştir. Bu bilgiler arasında, Hz. Mehdi'nin hangi tarihlerde ve nasıl bir ortam içerisinde ortaya çıkacağı, ne gibi faaliyetlerde bulunacağı, yardımcıları, mücadelesi, Hz. İsa ile birlikte İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacakları konularında geniş açıklamalar yer almaktadır.

Yine hadislerde ve İslam alimlerinin açıklamalarında bildirildigine göre, Hz. İsa ve Hz. Mehdi ortaya çıkışlarının ilk yıllarında insanların büyük bir bölümü tarafından tanınmayacaklardır. Onların tanınmamalarında Deccal'in de büyük bir rolü olacaktır. Deccal, ahir zamanda Hz. İsa'nın ve Hz. Mehdi'nin karşısında yer alıp, inkarin insanlar arasında yayılmasi için mücadele eden, insanları kötülüğe sürükleyen bir negatif güçtür. Deccal de ilk çıktığında türlü aldatmacalar ve hilelerle kendisini insanlara farklı şekilde tanıtacak ve bu nedenle negatif bir güç olduğu da hemen anlaşılamayacak ve hemen tanınamayacaktır. Elinizdeki kitapta Hz. İsa, Hz. Mehdi ve Deccal'in neden tanınamayacaklarına dair önemli bilgilere yer verilmektedir.

Kitapta yer alan diğer bir konu ise "Şahsi Manevi Yanılgısı"dır. Said Nursi'nin çok açık, kesin ve net açıklamalarına rağmen, Hz. İsa ve Hz. Mehdi konusu kimi zaman yanlış yorumlara konu olabilmektedir. Bazı kisilerin bu konular açıldığında kullandıkları kalıplaşmış bazı cevap şekilleri vardır. Örneğin "Ahir zamanda Hz. Mehdi adında bir şahıs gelecek mi" diye bir soru sorulduğunda şöyle bir cevap verilir: "Hayır, Hz. Mehdi gelmeyecek; şahsi manevisi gelecek." Aynı şekilde Hz. İsa için de "Hz. İsa yeryüzüne ikinci kez gelecek mi?" diye bir soru sorulduğunda "Hayır, Hz. İsa gelmeyecek; Hz. İsa'nın kendisi yeryüzüne inmeyecek, şahsi manevisi yeryüzünde olacak" denir.

Oysa bu bakış açısı son derece yanlış ve hatalıdır. Çünkü Bediüzzaman, Hz. İsa ve Hz. Mehdi ile ilgili sözlerinde bu konuyu çok net ifadelerle açıklamış; ahir zamanda beklenen bu kişilerin bir şahsi manevi olmadığını, birer şahis olarak ortaya çıkacaklarını çok açık bir sekilde belirtmiştir. Bu kitapta, Bediüzzaman'in Hz. İsa ve Hz. Mehdi ile ilgili açıklamalarına yer verilerek bu yanlış anlaşılma ortadan kaldırılmaktadır.

HZ.İSA'NIN DÖNÜŞ MÜJDESİ

Bu kitabı okurken bir yandan Hz. İsa'nın Kuran ayetlerinde ve hadislerde aktarılan, mucizelerle dolu yaşamı hakkında bilgi sahibi olurken, bir yandan da çok özel bir zaman diliminde yaşadığımızı fark edeceğiz. Bu çalışmanın amaçlarından biri, Kuran ayetlerinde yer alan önemli bir mucizeye dikkat çekilmesinin yanı sıra Kuran'da pek çok vesileyle övülmüş olan mübarek elçisinin, Meryem oğlu Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci defa gönderilişine erişenlerden olabilmenin fiili bir duasını yapmaktır. Hiç unutmamak gerekir ki, Hz. İsa'nın gelişi tüm dünyayı etkileyecek olağanüstülükler taşıyan, mucizevi ve metafizik bir olaydır. İşte bu nedenle tüm iman sahiplerinin bir an önce harekete geçmeleri ve birlik içinde Hz. İsa'yı en güzel şekilde karşılamak için ellerindeki tüm imkanları seferber etmeleri gerekmektedir. Heyecanla, aşkla, şevkle yapılacak olan bu büyük hazırlık fiili bir dua olacak, bu hazırlığı yapmayanlar ise Hz. İsa yeryüzüne döndüğü zaman hiç şüphesiz çok büyük bir pişmanlık yaşayacaklardır. Tüm alametler bize göstermektedir ki: Hz. İsa'nın gelişi çok yakındır ve hazırlık yapmak için kaybedilecek zaman yoktur.

 
- Hz. İsa Nasıl Tanınacak? (Hz. İsa'nın Faaliyetleri)
- Hz. İsa Nasıl Tanınacak? (Hz. İsa'nın Kişiliği ve Fiziksel Özellikleri)
- Hz. İsa ve Hz. Mehdi Konusundaki Şahsı Manevi Yanılgısı
- 'Hz. İsa Öldü' Diyenler Büyük Bir Yanılgıdadırlar
- Hz. İsa ve Hz. Mehdi Gelmeyecek Nidaları, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin Geliş Alametidir
- Hz. İsa'nın Yaklaşan Dönüşü
- Ehli Sünnet Alimlerinin Hz. İsa Hakkındaki Görüşleri
- Hz. Mehdi ve Hz. İsa Önderliğinde İslam Ahlakının Yeryüzü Hakimiyeti
- Hz. İsa ve Hz. Mehdi, Kaderlerinde Olan Hakimiyeti Gerçekleştireceklerdir
- Hz. İsa Deccal'i Nasıl Yok Edecek?
- 'Hz. İsa Öldü' Diyenler Büyük Bir Yanılgıdadırlar
 
- RİSALE-İ NUR KÜLLİYATINDA HZ. İSA VE HZ. MEHDİ GERÇEĞİ 2
- RİSALE-İ NUR KULLİYATINDA HZ. İSA VE HZ. MEHDİ GERÇEĞİ 3
- RİSALE-İ NUR KÜLLİYATINDA HZ. İSA VE HZ. MEHDİ GERÇEĞİ 4

 

 
 





Yazar Hakkında - Diğer Siteler - Email - Üye Ol

TÜRKÇE KURAN-I KERİM - BİZE DESTEK OLUN - KİTAPLAR - FİLMLER
MAKALELER
- HADİS KÖŞESİ - DÜNYADAN YANKILAR

BU SİTE HARUN YAHYA'NIN ESERLERİNDEN FAYDALANILARAK HAZIRLANMIŞTIR.
www.harunyahya.org